12 Temmuz 2014 Cumartesi

"Kaz Sürüsü ve Kartal" adlı çalışmama;

http://www.kadinhaberleri.com/kaz-surusu-ve-kartal-makale,362.html

linkinden ulaşılabilir.

Okuyacak olanlara keyifli anlar dilerim.

Acemi Demirci

acemi.demirci@yahoo.com.tr

@AcemiDemirci
Paylaş :

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Arkanın, dayanağın, korunağın, gücün diğer adı: Sırt


Bu yazım için atmaca yuvası seçtim. Yuvasında kuluçkada yatan anne atmaca, korunağın, arkanın, sırtın ne anlama geldiğini  anlatan  resimler sundu bana.

                               Arkanın, dayanağın, korunağın, gücün diğer adı: Sırt

En iyi deyimler anlatır “sırt” sözcüğünü. Arka çıkmanın ve arkasızlığın anlatımını sırtlanır deyimler. Sırıtmadan.


Deyimlerdeki sırt, kendi sırtımız değildir. Kendi sırtımızı yasladığımız güçlü bir dayanaktır. Dayanmak, güç almaktır. Bir arka çıkanının olması, ondan güç bulmaktır.

Halin vaktin yerindeliği  bile sırt ile anlatılır. Durumu iyi olanların üstü başı iyi olduğundan “sırtı pek” bilinirler, sırtı yamalılarca. Sırtı peklerin, karınları da tok olur. Yani sırt kapalıysa, bir açığınız yoktur hayatta.

Sırt sırta verilir kavgalarda. Dağ başındayken  dört bir yan çakallarca kuşatıldığında.  Sırtını dayayacak yeri olanlar çok yorulmazlar. Dayanak, yükün çoğunu alır, yükü hafifletir.Ama dayanacak bir sırtınız yoksa… Sırtınız çok yorulup ağrıyacaktır. Eliniz, ayağınız, yüreğiniz nasır bağlayacaktır.
 
Sırtta taşınır en sevilenler. Hatta sayılanlar. Onlar tarafından sevilip sevilmediğiniz de sırtınızda kırk gün taşıdığınız birisini kırkıncı günden sonra indirdiğinizde belli olur. Eğer bunca zaman zahmetini çektiğiniz için memnunsa, teşekkür ediyorsa o kişi kadir kıymet bilendir. Yok eğer, sanki kırk gün onu sırtınızda taşımaktan yorgun düşmüşlüğünüz de dahil verdiği onca zahmeti tek bir kez dahi anmıyor bir de “beni indirdi” diye söyleniyorsa o kişi  için çeşitli yakıştırmalar yapılır. “nankör” denilir, “bencil” denilir, “kıymet bilmezin teki” denilir. “Yazıklar olsun” bile denir.
Sırtta taşımak, birisi için verilen emek, gösterilen çaba, sarf edilen her şeydir. Yükünü sırtlanmaktır yüksünmeden.

Eğer bir vahşi hayvan sürüsüyle karşı karşıya iseniz, elinizde sizi koruyacak bir şey olsa bile sırtınızı dayayacak bir korunak yoksa, arkadan bir saldırı ile o sürüye yem olmak kaçınılmazdır çoğu kez. Oysa önünüzü zaten görmekteyken sırtınızı dayadığımızda, elinizde de sizi koruyacak bir şey varsa  savunmasız kalmazsınız. Kurtulmak büyük bir olasılıkla  mümkündür.

İnsanların sırt sırta vermesi çoğunlukla kavgada olur. Tarihi filmlerin en beylik sahnelerindendir sırta sırta dövüş. Böylece sırtlar güvenceye  alınır, arkadan gelecek tehditler savuşturulmuş olur. Sırt sırta verenler sadece sırtını kendine dayayanın sırtını değil elbette kendi sırtlarını da garantiye almış olmanın güveniyle verirler mücadelelerini. Tarihi filmlerde böyle sahneler mutlaka sırt sırta verenlerin kavgayı kazanmasıyla  biter.  Sırt sırta verenler ya yakın dostturlar ya da yakın dostlukları böyle başlar.

Kavga, çok anlamlı bir kelime. Sadece dövüş anlamlı değil. Hayat mücadelesi de bir kavga. Ekmek kavgası yani. Geçim derdi kısaca. Var olma, ayakta kalma, gelecek edinme derdi bu kavga. Kıyasıya.

Kavgada birbirine sırtını dönenler, birbirine arkasını dönüp burunları doğrultusunda çekip giderler. İki ayrı uca. İki farklı yöne. Sırtları açıkta kalır. Arkaları boştur. Dayanak, ters istikamete doğru ilerlemektedir. Dayanak olmak istenmemiş, dayanaksız bir yöne adımlar atılmaya başlanmıştır.

Sırt sırta verilen hayat mücadelesinde sırtlar birbirine destek olurken biri diğerini rüzgardan, fırtınadan, kasırgadan korur aslında. Sadece yüze gelir sert rüzgar; sırt pektir. Korunmuştur. Ayakta durmak kolaylaşır böylece. Tekken sesi çıkmayan eller ikileşince, iki elin sesi dinlenir böylece.

Sırt, en zahmet dolu yerdir bir insanda. Omuzlar da  çok yük çeker; ama onunkiler daha çok manevi içeriklidir. Oysa sırtın yükü hem maddi hem manevidir.

Sırtında küfe taşıyarak geçimini sağlayan, çoluk çocuk büyütüp  ev horantasını doyuran hamallar, sırt sözcüğünün anlamının en koyusunu bilir. Onlar için sırtın anlamı, ekmektir. Sırt deyince elde ekmek keyifle eve dönülen akşamları bellemiştir onlar. Onlar için sırtın en acı anlamı, incinen kemikleri, çıkan omzundan ötürü  küfesini sırtlanamadığından eve eli ekmeksiz dönmektir.

O sırtlar ki asansör olmayan yerlerde sırtlandığı gibi koca buzdolabını iki büklüm çıkarlar dördüncü kata, beşinci kata. Alınlarından akan ter, helal kazancın simgesi alın terinin ta kendisidir. En saygı duyduğum terdir o apak  tuzlu su damlası. Ter kokusu sevilmez; ama o ter hayat kokar. O terin tercümesi,  hayat mücadelesidir.  O ter kokusu, hayatı sırtlanmış birinin evde ekmek bekleyenler için kendini feda edilmişliğini anlatır. Ailesine etiyle, kemiğiyle sırt vermeyi  gösterir altında ezim ezim ezildiği buzdolabını üst katlara taşıyan terli sırtlar.

Sırtlanmak sözcüğü, “sırtlan”a dönüşmedikçe çok anlamlıdır. İnsanidir. İyilik, güzellik doludur.

Bazıları üstlenir, sırtlanır götürür bir şeyleri. Lokomotif olur onlar. Yol açanlar olurlar. En ağır sorumlulukları, en ağır işleri, kolay çözülemeyecek sorunları onların sırtı sırtlanır. Onların sırtı derken aslında onların beyinleri demek istendiği de ortadadır.

Onların pırıl pırıl, karmaşıklıktan arınmış duru zihinleri tıkır tıkır işler durur sorunları çözmek için. Neredeyse beyninin işleyen çarklarının tıkırtısı duyulur. Öyle de kolaycacık bulurlar ki çözümleri. Söyledikleri zaman “Aaa, zaten ortadaydı, zaten hep gözümüzün önündeydi; ama  biz çok daha dolambaçlı, hiç bilinmedik şeylerin peşinde olduğunuzdan onu görememişiz” cinsinden hayret nidaları yükselir.  Apaçık görürler mesele her ne ise. Ana yoldan ilerlerken çatal yollara sapmazlar.

Sırt, arkası olmaktır. Arkanızdaki destektir. Hayata açılan geminizin yelkenlerini dolduran rüzgardır. İşleri hep kolayca hallolan kişilere o yüzden onun “sırtı ya da arkası kalın denir”.

Sırt, kimsenizin olmasıdır. Kimselere eyvallah ettirmeyecek birilerinin hemen yanı başınızdaki, arkanızdaki desteğidir. Tek başına, gariban biri olmamaktır. Annedir ilk sırt, korunmaya muhtaç bir çocuk için. Babadır. Öksüz ve yetimler o yüzden en hafif yeli bile hissederler sırtlarında. Sırtları hep açıktır onların. Sırtlarına güvenemezler. Dayanakları yoktur. Olmamıştır daha çocukluktan beri arkalarında adamakıllı bir güç. Başlarını okşayan anne eli.

Bu kişilerin halini anlatan bir deyişi çok yerinde bulurum o yüzden;
Öksüzün sırtına vurmuşlar. Çok acımış canı. Ciğerlerinde hissetmiş yumruğu. Yalnızca  “Vay sırtım” demiş. “Vay arkam” dediği de olurmuş.  “Vay anam” diyemediğinden.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin Yüksel (Acemi Demirci, 14.11.2012,09:58

Paylaş :

“Yeşil nefes; Çam havası” adlı çalışmama;

linkinden ulaşılabilir.


Okuyacak olanlara keyifli anlar dilerim.



Acemi Demirci    
Paylaş :

6 Temmuz 2014 Pazar

Yeni arkadaşım cerenn için.

Hoş geldin Sevgili cerenn.

acemi.demirci@yahoo.com.tr

@AcemiDemirci
Paylaş :

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci