14 Mayıs 2017 Pazar

Mayıs Ayının Pazar Sepetine Dolanlar


Neler sığmadı bu güne neler! Mayıs ayının ikinci Pazar gününe. Ne gündü! Dolu dolu. Kızıl sırtlı örümcek kuşundan, ibibiğinden tilkisine  görsel geçitli.

Bir kere bugüne ait anlamın herkesçe bilindiği bir gün. Onu geçiyorum. Sessiz olunmalıymış bugün zira. Çünkü herkesin aynı sözcükleri, kutlamayı yapmaya sesi yetmeyebiliyor malum, hayatın kuralları gereği...

Kaç yıldır çoklukla sabahları sesini duyduğum geçen yıl da birkaç saniyeliğine görür görmez fotoğraf makinesine yeltenince kaçtığını boş kadrajdan anladığım ibibiğin yani hüthütün yani  çavuş kuşunun yuvasını bile öğrendim bugün galiba. Şahinlere yakışacak mevkide. Kayalarda.

Çok uzakta tabii. Altı yüz metre ötede en iyi yaklaşımla. Merceklerin yardımı olmaksızın çıplak gözle görülebilecek gibi de değil pek de iri olmayan bir kuş o mesafeden. Ses hızı başka. Sesi duyuluyor. Hem de kulağın dibinde gibi.

Ötüşü aralıksız. Bakındım. Epeyce. Sonunda uçuşunu gördüm. Bir renk dalgalanması o kanatlar. Koyulu açıklı.

Sonra tepelerin kayalık kısmına kondu. Arama mesafesi daraldı yani. Ve arkadan görünüşü yani  o ince siluet tipik ibibik. Turuncumsu tüyler o uzaklığa rağmen yine de anlaşılıyor. Yuvası, bir kaya gediği.

İbibiklerin yuvası çok kötü kokarmış. Kötü kokuya yaklaşılamaz. Bu sayede yuvaları güvende kalırmış. Koku bir savunmaymış onlar için. Hayli mesafeden bile duyulabilen kokuyu alan  canlılar yaklaşamazmış yuvaya.

Çok çekingen ama. Bir türlü çekemedim, kare  oluşturamadım ibibikli. O, henüz alışmadı objektifime. Bir alışsa… Çok seviyorlar sonra poz veren olmayı…
 
Ama o oluşturamadığım kareye üzülmemem için elinden geleni yaptı kızıl sırtlı örümcek kuşu. Poz vermeyi öyle güzel biliyor ki. Cepheden, yandan, arkadan. Başarılı.

Artık akşam. Öyle esiyor ki… Yedi yüz kilometre ötede  daha kışın sonunda biyolojik saatin  orayı gösterdiği, havası suyu artık  kış sonuna doğru hep akılda olan oraların rüzgârını andırıyor. Rüzgâr güzel. Rüzgârlı tepeler için romanlar bile azılıyor. Yelkenler rüzgârla dolar. Sörf rüzgârla yapılır. Çiçekler, rüzgârla aşılanır. Rüzgârı sevmeyen var mıdır bilmiyorum. Ama varsa bile ben onlardan değilim kesin.

Gri upuzun bir bulut dolanıyor tepelerin üzerinde. İçinde pembe dalgalanmalar. O pembeler yavaş yavaş azalıyor, soluyor. Akşam inmekte.

Ve ne gündüz ne kararmışken hava, kuyruğunnu ucu beyaz tilki çamların dibinden patikaya çıkıp beliriveriyor. Tepelerde öyle uzun uzun göremezsiniz hiçbir canlıyı. Hemen otların arasına, çamların dibine siniveriyorlar. Makineme uzanırken daha gözükmez oluyor tilki.
 
Beş dakikaya kalmıyor köpek sürüsünün havlaması dünyayı tutuyor. Tilkinin kokusunu almış olmalılar. Tilki kaçabilseydi bari. Yoksa bu köpek sürüsünün değil tilki bir köpeği dişleyip havaya kaldırıp defalarca yere çaldıklarını gördüm. Kan revan içinde kalan köpeği kurtarmanıza bile imkan yok. Siz çıkıp, inip, onca mesafeyi dolanana kadar o köpeğin zaten  kırılmadık kemiği kalmaz. Ve sürü insanlara da saldırıyor. Çok olay yaşandı öyle.

Neyse ki köpek kaçabilmişti. Ama çenilemesi yani ağlaması uzunca süre duyuldu.

Köpeklerin havlaması bir türlü kesilmiyor. Kovalıyorlar mı acaba? Ama sesler hep aynı noktadan geliyor. Köpek sürüsü tilkiyi kovalıyor olsa seslerin uzaklaşması ya da yaklaşması lazım. Bu iyi bir şey o zaman.

Karardı kararacak hava. Tin tin bir hareket. Çokça köpek dolanır buralarda. Çöplerin etrafına doluşurlar akşamları. Onlardan biri olmalı. Ama bu bir köpek değil. Tilkiler köpekler kadar iri  değildir. Onların yarısı kadardır neredeyse. Kuyrukları da yere değecek kadar uzundur, uzun da tüylüdür ve ucu beyazdır. Kulakları da dik ve sürmeli. Tilkiler çok güzeldir.

O karanlıkta, on saniyelik bile değil yalnızca birkaç saniyelik sürede fotoğraf makinenizde ayar filan yapmaya kalksanız “o an” kaçar. Maksat, o anı yakalamak. Karenin kaliteli olup olmayacağına bakmamak gerek.

Ve tilki kadrajda. Kareye yakalandı. İnmekteki havanın bulanıklığı içinde bile belli tilki.

Tilkilerden, kekliklerden, boz tavşandan, kızıl şahinden diğer tüm yaban hayvanları tuzağa değil kadraja yakalansınlar dileğimle.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci),14.05.2017, 20:25
Acemi.demirci@yahoo.com.tr; @AcemiDemirci

Paylaş :

10 yorum:

  1. Pencereden neyşınıl ceografik :)

    YanıtlaSil
  2. Çok güzel fotoğraf kareleri ama özellikle o gün batımı yok muuu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle renkler oluşuyor ki.... Tam görsel şölen :)

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. kuş fotosu çekme hastalığıııı kikiriki :)

      Sil
    2. Tedavisinin de olmadığını söylüyorlar :)))

      Sil
  4. Çok güzel.. burası tam olarak neresi? biraz şehir dışında kalıyor galiba.. yoksa bu kadar görsel zenginlik sunamazdı objektiflere.. :) elinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, şehrin merkezi değil. Genişlediği yakalardan. Topluca Çayyolu deniliyor :)

      Teşekkürler :)

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci