9 Ağustos 2017 Çarşamba

Çay Ocağında

İşyerine gelenler uykularını açacak demli çay ya da mis gibi kokan kahve içmek üzere önce çay ocağına uğradıklarından içerisi yine kalabalıktı.  Daracık ocak, simitle kahvaltı yapanlar, ayakta duranlar, kapıda bekleşenlerle doluydu yine. İş yerinin en keyifli yeri olduğundan herkesin adımı önce buraya yönelirdi.  Bu sabah da sohbet çoktan başlamıştı.


Sumru : Hayat çok yorucu. Hiç şarj olma yok; ama hep cepten harcıyoruz enerjiyi,  tatilin bile dinlenmekten uzak olduğu şu devirde.
Alçin : Dinlenmek mi? Neydi o? Hani artık kimselerin ulaşamadığı en lüks kavramdı, değil mi?
Temüge : Çocuklardı, evdi, işti, koşturmaydı dinlenecek tek bir an yok. Ama muhabbet kuşu aldığımdan beri onun  şirinlikleriyle yorgunluğumu unutur oldum.
Alçin : Senin gibi adı demir çekirdeği anlamına gelen birinden nasıl da yumuşacık bir cevap böyle.
 Temüge :  Diyene bak! Alçin de kızıl çalıkuşu demek.  Sumru da kuş türü.  Kuşgillerden  olarak siz, benim muhabbet kuşuma kibar davranın lütfen, deyiverince keyiflerin yerine geldiğini gösteren kıkırdamalar duyuldu.


Sumru : Doğru ya, apartmandan iş yerine  sadece tanıdık olarak kalan ne çok kişiyleyiz. Arkadaş olmak, onu dostluğa taşımak imkânsız gibi şimdilerde. Bunun yoksunluğunu öyle bir hissediyorum ki artık. Hayvanlar gösterir oldu tek dostluk denilen şeyi. Hem de bize, insanlara.
Alçin : Haklısın. Gazetelerde insanların hayvanlara, hayvanların da  insanlara yaptıklarını okuyunca… Bizden hep eziyet, onlardan yeni doğan bebeğe kadar kurtarmaca. İnsana insandan dost olamayan çağ mıdır; nedir bu çağ, diye sitemle söylendi.
Sumru : Hayvanlar kendileri gibiler. İnsanlar değil ama. Hep başka bir halde gözükme çabasındayız.
Alçin : İşte bunları gördükçe hayvan sever oluyor galiba kimi insanlar.
Temüge : Bence de.
Bu sırada eli kabuk tutmuş çizikler içindeki Hüsniye girdi içeri.
Sumru :  Kedi beslersen böyle elin kolun çizik çizik gezersin işte. Gel sana akvaryum alalım. Bendeki balıklardan  veririm.
Alçin : Zordur balık bakmak. Yavruları büyütmek. Akvaryum temizliği sırasında kaç yavruyu lavabo giderinden  kaçırıp heba ettiğini  unuttun mu?
Sumru : Artık süzgeçle yapıyorum o işleri. Yavrular lavaboya kaçıp heba olmuyorlar böylece.
Temüge : Yine de akvaryumdaki  büyük balıklar yavruları yiyordur. Geçen gün de prenses balıkların yunusları yemişti, değil mi?
Sumru : Ooovv! Prensesler çok vahşi. Sanki akvaryum balığı değil de açık denizlerin köpekbalığı.
Alçin : Akvaryum köpekbalığı yani. Onu besleyeceğine benim gibi köpek besle.
Sumru : Ama akvaryum öyle dinlendirici ki… Geçen gece yarısı uyku tutmayınca kalktım, akvaryumun başına gittim. Akvaryum bitkilerinin yaprakları, karanlıkta ışıklı suda dalgalanırken  nefis bir görüntüdür. Lepisteslerden biri bir yaprağın üzerine uzanmış. Uyuyor. Vatoz, cama yapışmış. Çöpçü balığı dipte. Herhalde o da uyuyordu. Prensesler de canavar gibi dolanıyor. Oturdum izledim. Kalktığımda kafamın içindeki beni uyutmayan tüm düşüncelerden arınmıştım. Sonra mışıl mışıl uyudum.
Hüsniye : Gecenin bir vakti kalkıp akvaryumun yanına gitmeye ne gerek var? Kedi besle, kedi! O senin yanına gelir. Mışıl mışıl uyuyorsan o da yanında  mırıl mırıl uyur.
Sumru :  Kedinin dostluğu mu olurmuş? Nankör olur derler, duymadın mı? Eve bir de kedi alsam akvaryumdaki balıklarla kendine ziyafet çeker, Allah korusun.
Temüge : Kuş besleyin. Şakır da, konuşur da, hal hatır da sorar.  Günaydın da der. Şu iş yeri koridorunda günaydın dediğin kaç kişi dönüp de sana günaydın diyor? Dese de yüzü duvar gibi çoğunun. Gülmüyor bile. Selamlaşmak filan yok artık insanlarda. Ama muhabbet kuşun mu var, sabahları peşinen duyarsın neşeli bir günaydın.  Akşam eve dönünce de bu kez “hoş geldin, hoş geldin” der durur.
- Aklımı karıştırdınız. Ahhh ahh, selamlaşmayan, dost olamayan insanlar olarak hayvanlarda arar olduk sevgiyi, samimiyeti de  insanlar olarak biz bırakın başkalarına aslında kendimize bile samimi değiliz. İnsanlardan umudu hepten kesmişiz. Kedi seven kimisi balıktan; köpek seven kimisi kuştan; kuşla balık sevenler kediden uzak duruyor baksanıza. Hayvanları bile ayırıyoruz işimize geldiği gibi güya hayvan severlerden olmuşken. Hiçbir hayvan beslemeyeceğim işte, diyerek damdan düşer gibi konuşmaya dahil olan  biri, sohbeti bitiriverdi.


On beş dakikadır kapıda sıra beklerken konuşmaları da dinleyen o şakacı biri, şımarık çocuklar gibi omuzlarını silkerek “Almıycam işte dereden balık, kaplumbağa;  ormandan kuş, tavşan;  annesinin dibinden kedi, köpek. Beslemiycem işte beslemiycem doğanın canlılarını kafeste, evde. Göğe bakar görürüm nasıl olsa kuş”  diyerek kahkahayı patlattı.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 07.07.2017

Paylaş :

10 yorum:

  1. sohbet ortamı da güzelmiş, ben bugünlerde yalnızım az önce çay koyayaım dedim, ocağı yakıyorum geri kapanıyor 10 kezden fazla denedm durmayınca ateşşi, bi küfür savurdum çakmağı da fırlattım sinirden, o an ocak kırılsaydı umrumda olmazdı, nasıl sinir oldum.Şakacı bence çok güzel demiş, bırakalaım da hayvanlar kendi doğal ortamlarında yaşasınlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ocak da şakacıymış; ama fazlasına kaçmış :)))
      Meltem esmiştir bir yerden ocağın gözüne, söndürmüştür :))))

      İçebildin mi bari çayını Meltem? Hayrola, evde değilsin sanırım. Ya da evdekiler başka yerde tatilde mi? Nerelerdesin?

      Hayvanların hali pek iyi değil. Çeşme'de tek bir kızıl gerdan, büyüğü olsun küçüğü olsun baştankara, kuyruk sallayan, ardıç, ala karga ve diğerlerini göremedim bu yıl. Gelip de ortalığı batırıp, etrafı mangal dumanına boğan ortak yaşam kurallarından habersiz ya da öyle gözükmeyi sevenlerce her yan batırılmıştı.....

      Sil
    2. komşunun çayından otlandım, iş yerinde yalnızım yurtdşı yetmiyormuş gibi yurtiçi de bana kaldı bi hafta boyunca.

      o dediğin canlıları hiç bilmiyorum desem, sadrcr kızıl gerdanı senden duymuştum.bşz kendi alanlarımızı pisliğe bulaştırıyoruz yetmiyor onların da yaşam alanlarını hiç ediyoruz, yazık

      Sil
    3. Kızıl gerdanın aklında kalması bile kar. Böyle böyle çoğalır depoladığın canlı adları :)

      Yorucu bir hafta olacağı için çok sevindim senin adına. Böylece seni kızdıran şeyleri görmeye vaktin olmayacak :))))))

      Sil
  2. Tam da günümüz sorunsalları... Tatilden dönüyorum, üç gün sonra hiç tatil yapmamış gibiyim... Kaleminize sağlık.... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tatil nedir hiç bilmiyorum ben de... Hep çalışma, hep koşturma. Ama şikayet değil. Şartlar gereği.

      Bu sene de öyle oldu. Hatta hesapta olmayan koşturmacalar bile oldu :)) Şimdi gelecek Temmuz'u bekliyorum :)

      Sil
  3. Belki de tatil kavramını tekrar irdelemek gerek bir öğretmen olarak tatildeyim çocuklarımla daha çok Ve verimli zaman geçirdiğim için mutluyum ama bedenen daha yorgunum🤔🤔🤔🤔

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tatili çok özleyenlerdenim. Zira izin, tatil anlamında değil bana :))

      Çok haklısınız. Birlikte geçirilen vaktin -özellikle çocuklarla- niceliğinden çok niteliği önemli :)

      Sil
  4. Yanıtlar
    1. Bazen gülünsün istiyorum. Elimden geldiğince :)
      Güldün mü Derincim? :)

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci